Türkiye’deki yazar ve gazetecilere karşı işlenen insan hakları ihlâllerine son verilsin

Gezi Park

Gezi Parkı eylemleri esnasında ve bunları takip eden dönemde ifade özgürlüğüne çeşitli kısıtlamalar getirildi

English PEN ile PEN International’ın bugün yayınladığı yeni ortak rapora göre, Türk makamları, 2013’te meydana gelen Gezi Parkı eylemleri sürerken ve bu eylemler sona erdikten sonra ifade özgürlüğüne ciddi kısıtlamalar getirdi. Uygulanan baskıları takip eden bu dönemde gazeteciler, eylemciler ve sosyal medya kullanıcıları halen yasal takibat altında bulunmaktadır.

PEN,Gezi Parkı Eylemleri: Eylemlerin Türkiye’de ifade özgürlüğünün durumu üzerindeki etkileri adlı raporda, geçen yıl meydana gelen eylemler sürerken ifade özgürlüğü ile toplanma özgürlüğü haklarının ihlâl edildiği vakalar değerlendirilmekte; Türkiye makamlarının, yazar ve gazetecilere yıldırma, yargı aracılığıyle taciz ve şiddet uyguladığı örneklere ayrıntısıyla işaret edilmektedir. Böylece rapor, Türkiye’deki ana akım medyayı otosansür uygulamaya yönelten düzeneklere ışık tutmaktadır.

11 Mart tarihinde Berkin Elvan adlı gencin trajik bir şekilde hayatını kaybetmesinden sonra binlerce insan sokağa döküldü ve bu hafta da polisle eylemciler arasında çatışmalar meydana geldi. Geçtiğimiz yıl eylemler sırasında ekmek almak üzere evinden çıkan 15 yaşındaki Elvan, başına göz yaşartıcı gaz kapsülü isabet etmesi sonucunda 269 gün komada kalmıştı.Elvan’ın ölümü, Gezi eylemleri sırasında yaşanan sekiz can kaybından biriydi.

Son gerçekleşen eylemler, polisin cezasızlığını belirginleştirmiş, Türkiye makamlarının barışçıl toplanma hakkına saygı gösterme hususunda geçtiğimiz aylarda hiçbir ilerleme kaydetmediği noktasının altını çizmiştir. PEN, ölümlerin sürmesi karşısında kaygı duymakta olup, Türk polisini barışçıl eylemlere katılan vatandaşların haklarına saygı göstermeye çağırmaktadır.

PEN, Türkiye’de risk altında bulunan yazarlara uzun zamandır destek vermekte, ifade özgürlüğünün korunması yolunda mücadele etmektedir. Gezi eylemlerinin çok yoğunluklu ve olağandışı bir nitelik taşıması,  medyanın ve devlet makamlarının bunlara tepki verme biçimi, ifade özgürlüğü için tehlike teşkil eden etmenlerin incelenmesi ileıslaha duyulan ihtiyacın gösterilmesi bakımından eşsiz bir fırsat yaratmıştır.

PEN bu raporu kaleme alırken birinci dereceden kanıtlar topladı; yayın dünyasında, basılı ve çevrimiçi medyada etkinlik gösteren gazeteci ve editörlerle, insan hakları alanında uzman sivil toplum kuruluşları ile düşünce kuruluşlarından araştırmacılarla, meclis üyeleriyle, hukukçularla, eylemcilerle, sanatçılarla ve uluslararası sosyal medya şirketlerinden temsilcilerle çeşitli görüşmelerde bulundu.

Bu raporda Türkiye’deki ifade, bir araya gelme ve medya özgürlüklerini ilgilendiren yasa ve mevzuat, ülkenin imza koymuş olduğu uluslararası insan hakları anlaşmalarının getirdiği yükümlülükler ışığında masaya yatırılıyor.

Araştırmada yalnızca, eylemler sürerken işlenen insan hakları ihlâllerinin ele alınması gerektiğine değil, hukukta ve medyada düzenlemeler yapılması gerektiği noktasına da dikkat çekiliyor.

PEN, temel önerilerinin bir parçası olarak, Türk makamlarını aşağıdaki adımları atmaya çağırıyor:

  • İfade ile toplanma özgürlüklerinin devlet görevlilerince ihlâl edildiği tüm vakalar soruşturulmalı, sorumlular adalet önüne çıkarılmalıdır.
  • Yaşam hakkının ihlâlinin cezasız kalmaması sağlanmalıdır.
  • Polisin gazetecileri yeterince korumamış olması, bağımsız bir incelemeye tabi tutulmalıdır.
  • Hakaret suçu acilen kaldırılmalı, başbakanın alehytarlarına açılan davalar düşürülmelidir.
  • Yeni internet yasasının getirdiği internet yasakları ve gözetlemeler  son bulmalıdır.

 

English PEN yöneticisi Jo Glanville şöyle konuştu: ‘Bu rapor, gazetecilerin, eylemcilerin ve hükümet aleyhtarlarının Gezi eylemleri süresince karşı karşıya kaldıkları yoğun baskıya ilk elden tanıklık ediyor, acil düzenlemeler yapılması gerektiğinin altını çiziyor. PEN, ilgili makamları hem geçen yıl meydana gelmiş olan ifade özgürlüğü ihlâllerini soruşturmaya, hem de ifade özgürlüğünü uluslararası kıstaslara uygun, daha sağlam bir şekilde güvence altına almaya çağırıyor.’

PEN International Tutsak Yazarlar Komitesi başkanı Marian Botsford Fraserise şunları söyledi: ‘Rapor, muhalif yazar ve gazetecilerin karşı karşıya olduğu baskılardan, yeni internet yasasının getirdiği internet yasaklarına dek,  Türkiye’de bugün ifade özgürlüğünü etkileyen en önemli konulardan bazılarının altını çiziyor. PEN, Türk makamlarını, Gezi eylemleri sırasında polisin davranış ve faaliyetlerinin gereğince inceleneceğini güvence altına almaya, Türkiye’de ifade özgürlüğünü koruyan yasaların uluslararası standartlara getirilmesi yolunda ciddi adımlar atmaya çağırıyor.’

Raporu okumak için lütfen buraya tıklayın.

Rapor ӧzetini asağıda bulabilirsiniz.

Basın irtibatı için: Alev Yaman, Türkiye Araştırmacısı ve Kampanyacı, PEN International (+44) (0)773 005 0272

Jo Glanville, English PEN yöneticisi: (+44) (0) 771 302 0971

Sahar Halaimzai, İletişim ve Kampanya Müdürü, PEN International: (+44) (0) 207 405 0338, sahar.halaimzai@pen-international.org

Hakkımızda

İngiliz yazarlar birliği English PEN, küresel bir edebiyat ağının kurucu merkezidir. İfade özgürlüğünü savunmak ve yaymak ve edebiyata getirilen bariyerleri kaldırma amacına yönelik çalışmaktadır. Baskı gören yazarların haklarını korumaktan çeviri yoluyla ya da okullarda ve hapishanelerde yazı atölyeleri düzenleyerek edebiyatı yaygınlaştırmaya dek, PEN İngiltere yazarların samimi bir işbirliği içinde olmasını ve fikirlerin serbest paylaşımını teşvik etmek suretiyle edebiyatı kültürlerarası anlayış aracı olarak savunmayı amaç edinmiştir. PEN İngiltere profesyonel edebiyatçılarımızın aktif üyelikleri ve bireysel bağışçıların, kurumsal sponsorların ve vakıfların bağışlarıyla desteklenmektedir.

Dünya yazarlar birliği PEN International, edebiyat ve ifade özgürlüğünü savunmaktadır ve PEN Sözleşmesi ve sözleşmede yer alan her ulusta ve bütün uluslar arasında düşüncenin serbest ifade edilmesi ilkesiyle yönetilmektedir. 1921 yılında Londra’da kurulan Uluslarası PEN uluslararası bir yazarlar topluluğunu bir araya getirmektedir. Yazarların serbestçe buluşup çalışmalarını tartıştığı bir forumdur. Aynı zamanda kendi ülkelerinde susturulan yazarlar adına sesini yükselten bir kuruluştur. PEN beş kıtada 102 ülkedeki 146 merkeziyle faaliyet göstermektedir.

RAPOR ÖZETİ

Geçtiğimiz Mayıs ayında küçük bir grup çevreci İstanbul’daki Gezi Parkı’nda oturma eylemine başladığında, bir alışveriş merkezinin inşasına karşı düzenlenen protestonun devlete karşı eşi görülmemiş bir eyleme dönüşeceği pek kimsenin aklına gelmezdi. İktidar partisi, halka fikrini sormayıp polisin  aşırı zor kullanma taktikleriyle parka dair planlarını otoriter bir tutum içerisinde kabul ettirmeye kalktığında yurt çapında bir tepkiyle karşılaştı. Temmuz bitimine dek, resmi devlet tahminlerine göre, Türkiye’nin 81 ilinin 80’inde 3,545,0000 kişi Gezi Parkı eylemcileriyle dayanışma halinde sokaklara döküldü.

Eylemciler muhafazakar anaakım ve haklarından mahrum edilmiş çok çeşitli gruplar arasında kamusal alan savaşı uğruna yaşanan gerilimi, azınlık gruplarının kimliklerini ifade etme mücadelesini ve demokratik yollarla başa gelmiş Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) giderek otoriterleşmesine karşı direnişi resmediyordu. Polisin aşırı güç kullanımı, yaygın medya sansürü ve gazetecilere ve sosyal medya kullanıcılarına karşı yapılan misilleme, çoğulculuk ve temel hak ve özgürlükleri görmezden gelen  Türkiye demokrasisinin eksikliklerini gün yüzüne çıkarmış oldu.

Bu raporda PEN, Gezi Parkı eylemleri boyunca yaşanan ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü ihlallerini incelemektedir. PEN Türkiye’de uzun yıllardır risk altındaki yazarları desteklemekte ve ifade özgürlüğünün korunması için mücadele etmektedir. Bu eylemlerin yoğun ve istisnai oluşu, yetkililerin ve medyanın tepkisi ve polis şiddetine karşı çok az, yetersiz ve ağır işleyen soruşturmalar yüzünden, ifade özgürlüğüne ne gibi tehditlerin olduğunu ve ne denli reforma ihtiyaç duyulduğunu incelenmesi için eşsiz bir fırsat sunmaktadır.

Yapmış olduğumuz araştırmanın sonuçlarına göre, Türk hükümeti aşağıdaki hususları acilen gözden geçirmelidir:

  • Muhalif yazar, gazeteci ve sanatçılara karşı bir yıldırma kültürü oluşmuş, bunun ise konuşmalarında veya sosyal medyada devlet yetkililerinin muhalif gazetecileri hedef göstermesine dek varmış olması; meşru siyasal eleştiri hakkını kullanan kişilerin hakaret suçlarıyla yargılanması; sanatları aracılığıyla toplumsal veya siyasal yorumlar yapan karikatürcü ve diğer sanatçıların yargı yoluyla taciz edilmesi; araştırmacı gazetecilerin, yaptıkları haberden rahatsız olan siyasetçiler tarafından tehdit edilmesi; hükümetten siyasetçilerin haber merkezlerini telefonla arayarak, muhalefet partilerine ne kadar ve hangi tür bir içerikle yer verileceğini sorgulaması.
  • Ana akım medyanın otosansür uygulaması ve bağımsız olmayışı. Eylemlerin ilk günlerde medyada hiç yer bulmamış olduğu ve pek çok gazetecinin işini kaybetmiş olduğu (Türkiye Gazeteciler Birliği’nin verilerine göre 85) gerçekleri bu durumun altını çizmektedir. Medya sahipliğinin, kamu ihaleleri için rekabet eden birkaç şirketin elinde toplanmış olması bunda rol oynamış, birçok Türk medya kuruluşunun yayın bağımsızlığı zarar görmüştür. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu gibi devlet kurumları ile Türkiye’de radyo ve televizyon yayınını denetleyen RTÜK kurumunun eylemleri gözden geçirilmelidir ve bunların bağımsız olmadığı yönündeki izlenimler giderilmelidir.
  • İnternette ifade özgürlüğünün git gide daralması, özellikle de Türkiye vatandaşlarının kişilik ve mahremiyet haklarını koruma kisvesi altında geçirilen yeni internet yasasının kurduğu sansür düzeni; sosyal medya kullanıcılarının yargı yoluyla taciz edilmesi; bu vakaların internette ifade özgürlüğü üzerinde yarattığı olumsuz etki.
  • Eylemler esnasında olay yerinden haber yapan habercilere karşı yapılan saldırılar, temel haber değeri taşıyan olayları haber yapma hakkından mahrum bırakılmaları. Gezi Parkı olayları boyunca 153 habercinin saldırıya uğradığı bildirilmektedir, belli başlı örneklere bu raporda yer verilmektedir.
  • Toplantı özgürlüğü hakkının ihlâl edilmesi. Bu, genellikle, eylemlere yer ve zaman bakımından çok kapsamlı kısıtlamalar getirme ve yasadışı etkinliğe karışan ufak gösterici gruplarını kullanarak tüm eylemleri toptan yasadışı ilan etme yoluyla yapılmıştır. Polisin fark gözetmeden orantısızca güç ve göz yaşartıcı gaz kullanması çok sayıda yaralanma vakası ile birçok yaşam kaybına yol açmıştır.

Gezi Parkı eylemleri, en olumlu aşamasında, pek çok farklı muhalif kesimi yaratıcı bir kamu alanında barışçıl bir şekilde bir araya getirmiştir. Öncesinde siyasetten kopuk olan genç bir kuşağa eylem ve muhalefet kültürü yerleştirmiştir. Sosyal medyanın yükselişi, bir haber ve yorum mecrası olarak yaptığı muazzam etki, geleneksel basılı medya ile yayıncılığının kendi kendine uyguladığı sansürün karşısına çıkmıştır, ancak şimdi tartışmalı internet yasasının tehdidi altındadır. PEN, Türkiye’deki siyasi aktörlere, barışçıl gösterilerde eylemcilerin ve habercilerin haklarına saygı gösterecek, hem kanunlarda hem de medyanın denetlenmesinde ifade özgürlüğünü daha güçlü bir şekilde koruyacak gözden geçirilmiş bir yasal çerçeveye ulaşma yolunda çaba göstermeye çağırıyor. Bu nokta ışığında PEN, Türkiye hükümetini şu adımları atmaya davet ediyor:

  • Eylemler süresince kolluk kuvvetlerinin git gide daha orantısızca güç kullanmasına ilişkin kapsamlı bir inceleme başlatılmalıdır.
  • Habercilerin eylemler esnasında güvenli bir şekilde haber yapabilmelerini sağlamak için emniyet görevlilerinin mesleki davranış kuralları gözden geçirilmelidir.
  • Yüksek hükümet görevlilerine meşru eleştiriler yönelten yazar, gazeteci ve sanatçıların yargı yoluyla taciz edilmesine son verilmelidir.
  • İnternet yoluyla ifade özgürlüğü hakkını barışçıl bir şekilde kullanan bireylere karşı açılan soruşturmalar durdurulmalıdır.
  • Yeni İnternet Yasası’nın başlattığı internet sansür ve gözetlemesi sona erdirilmelidir.
  • Türkiye’deki anaakım medyayı felce uğratan korku ve otosansür kültürünü sona erdirmek yolunda adımlar atılmalıdır.
  • Medya sektörünün bağımsızlığı ve dirliğini korumak amacıyla, TMSF ve RTÜK gibi kamu kuruluşlarında gerekli düzenlemeler getirilmelidir.

Gezi Parkı Eylemleri: Eylemlerin Türkiye’de ifade özgürlüğünün durumu üzerindeki etkileri buradan okunabilir.

About English PEN staff

This content is published by the English PEN staff.

View all posts by English PEN staff →

58 Comments on “Türkiye’deki yazar ve gazetecilere karşı işlenen insan hakları ihlâllerine son verilsin”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *